12 Aralık 2009 Cumartesi

Boş Kapılar



          Gözlerimi kapattım ve düşündüm boş koridorda dolaştığımı.Her taraflarda kapılar vardı bazıları boş , bazıları ise hayat dolu idiler.Yürüdüm , yürüdüm …

Biraz korkuyordum düşünürken bile çünkü her tarafta çıkmaz bir kapıların olduğunu düşünmek ürpertici geliyor insana.

İlk karşıma çıkan kapı yeşil renkli idi.Hemen girmek istiyordum.Sade bir kapı idi.Sanki kimse girmemiş kendimi bir ilk olarak görüyordum.Kapıyı açtığımda bomboşdu içerisi , hayal kırıklığına uğradım.Hiç böyle beklemiyordum.Koşarcasına hemen geri döndüm koridora.

Hızlı adımlarla ilerledim bütün odaların kapılarını açmak için.Sarı kapıya gelmiştim.Çok sakindim biraz da umutlu.Farklı bir beklenti vardı içimde.Çok güzel bir kapıydı.Sanki içeri girmemi bekliyordu.Yavaşça açtım kapıyı sadece boş bir koltuk , kurumuş papatyalar ve duvarlara yansıyan güneşin batışının rengi , sadece bu kadar.Oda da biraz kaldım , kurumuş papatyalar ile güneşin batışını seyrettik ve çıktım.

Koridor giderek kararıyordu ve içimdeki duygularda öyle.Adımlarımı yavaşlattım çünkü korkuyordum.İlerlemeye devam ettim.

Karşıma o kadar değişik bir kapı çıktı ki çok şaşırdım.Renkleri o kadar güzeldi ki gözlerimi alıyordu fakat demirden idi.Belki çıkmaz bir mutluluğun içersine giricektim.Kapıyı açarken gıcırtı sesleri geliyordu bir an ürperdim.Duvarlarda o kadar güzel resim vardı ki sadece o dikkatimi çekti.Keman çalan adam ve iki aşık.Resme bakarken gözlerimi sanki o an kemancı benmişim ve onların mutluluk müziğini çalıyormuşum gibi.Çok güzel bir odaydı.Çıkmak istemedim ama bir an düşündüm ki onları rahatsız ediyormuş gibi geldi ve çıktım.

Burnuma çok güzel bir parfüm kokusu geldi.Aramak için koştum hem bir sorun vardı.O koku o siyah kapının ardından geliyordu.Çok tozluydu , uzun zamandır girilmediği belliydi.Parfümün kokusuna aldanmak istemedim.Biraz ilerledim son kapıydı galiba bembeyaz idi.Ama aklım o kapıdaydı.Tam giricekken kapıya kurtar beni sesleri geldi kulağıma.Bekledim biraz , düşündüm.Sonra vazgeçtim ve o çığlığın olduğu yere gittim hemen açtım ve O Kadın vardı hayallerimdeki.Duvarlarda resimler , onun oturduğu koltuk ve güneşin batışı.İnanamadım güneş batmamışdı.Bunca zaman beni bekliyormuş , kurtarmamı.Ben hep bir aptal gibi renklerinde gerçekleri ifade ettiğini sanmıştım ama hiç de öyle değilmiş.O tozlu kapı bana sonsuzluğu açan kapı oldu ve beyazı düşünmedim bile , gerek kalmamıştı.Çıkışa doğru yürüdük O Kadın ile  , birden çığlıklar gelmeye başladı beyaz kapının ardından , gülümsedik.Şunu anladım ki renkler , güzellikler sadece bir sembolmüş …

3 Aralık 2009 Perşembe

Hayalin Sonu ve O Kadın'ın Bitişi

Camdan bakarken o arkamdaydı.Camın yansımasından görüyordum bana gülüyordu.Ben etrafdaki sessizliği seyrediyor , içimden de ağlıyordum ve arkamı döndüm yoktu.O anın sadece bir hayal olduğunu anlamıştım.İki aşık görmüştüm mutlulardı o an ağzımdan kan boşandı.O yine arkamdaydı ama ben tekrar hayal olduğunu sandım ve arkama bakmadım.Yanıma geldi o sırada bayıldım mı , ölüyormuydum farkında bile değildim.Başımda onlarca insan belirmiş ama bir tek onu hissediyordum.İnsan o an yanında kimi istiyorsa onu görüyormuş.Tabi doktora gittim sonra cevabı ölüm dedi ama şaşırmadım.Ben zaten yaşarken ölüyordum dedim.Hastalığımı sormadım.Sadece iki ay dedi.Benim için çok uzun bir zamandı bu.Tabi kimse bilmiyor bu hastalığı herkez sonsuza kadar yaşıcağımı sanıyordu ama ben ölüyordum.
         Diğerleri sevdikleri gelecek diye günleri sayarken ben ise ölmemin günlerini sayıyordum.Sadece onu uzaktan seyrediyordum.Korkularım kalmamıştı , olsa ne olucaktı ki herşey bitiyordu ve yanına gittim.Gözlerinin içine baktım.Bakışlarım seni seviyor derken ben elveda demek zorundaydım.Aşk’ın sonsuz olucağına inanırdım tek yönlü olsa bile ama ölüyordum peki ya diğer dünyada ki aşk ? Hepsi birer bir hayalmiş.Hiç bir şey sonsuz değilmiş.
         Ona baktığımda bu sefer hayal değil , gerçekleri düşündüm.Birlikte olamıyacağımızı anlamıştım.
         O akşam kiraladığım evde onun yaptığı yemeği yemiştik.Pek yemekten anladığı söylenemez ama onun yaptığı makarnayı o hayal ettiğim restorantaymışım gibi zevkle yemiştim ve gece bitmişti son iki gün kalmıştı.    

         Sabah kalktığımda herşey hazırdı muhteşem bir kahvaltı ilk kez uyandığım an sigara içmemiştim çünkü stres istemiyordum onun yanında kendimi zehirlemekte.Sokaklarda yürüdük , anlamadığımız dilde konuşan insanlarla o anı sonsuzlaştırmak için fotoğraflar çektirdik ve bir ressama gittik.İkimizin tablosu yapmıştı sanki o rüyada ki hayal ettiğim şeylerden çok farklıydı geçirdiğim zaman.Hayal aynıydı ama farklı mekanlarda , farklı zamanlar geçiyordu.Mutluluk bile farklı idi bu sefer ikimizde çok mutluyduk.Zaman sanki durmuştu , bizim içinmi durdurulmuştu bu zaman peki ? Sanırım mutluluğun yarattığı bir durdurulma bu.Birden yarını düşündüm ben.Acaba son günmü olacaktı.Ağzımdan boşalan kanlar iyicene artmaya başlamışdı bilincimi kaybediceğimi biliyordum ve rüyanın son anı aklıma geldi , Günbatımı.Güneş batarken onun yarattığı ışık evimizin odasını kaplıyordu zaten o evi bilerek seçmiştim.Eve gitmenin vakti gelmişti güneş batmak üzereydi.Pencerenin önüne oturmuş güneşin batışını izliyorduk..İzledik , izledik , izledik.Elimde takvim vardı ve Aralık’ı gösteriyordu.Hayallerim yaşarken değil ama ölürken gerçek oluyordu.Güneş tamamen battı ve seni seviyorum dedi ama kollarında hayata gözlerimi yummuşdum ..Yukardan melekler gibi onu izliyordum.Ben o rüyadan uyandığımda bağıra bağıra ağlarken bu sefer ona gülüyordum.Keşke herşey rüyalar gibi olsa uyandığında son kez öpebilsen keşke .. 

30 Kasım 2009 Pazartesi

Aralık İçin Küçük Bir Hediye


Aralık için Küçük Bir Hediye

            Takvime baktığımda Aralık idi.Bu ayı severdim çünkü şans getirdiğine inanırdım.Kafamda sürprizler vardı ; ama süprizlerden nefret ederdim.Benim en büyük sürprizim ona aşık olmaktı.Bu sürpriz onu mutlu edecek miydi peki. Yıllar geçmesine rağmen ona hala aşıktım ve hiç evlenmedim , yapamadım.Hep hayal ettim bir gün beni sever diye ; ama hayaller ile gerçekler aynı anda yaşanmıyormuş.Aralık’ın her yağmurlu gecesin de hep onu düşünürdüm  çünkü her yağmur yağdığında kapısının önünden geçerdim.Belki camdan bakıp ıslanışımı görür sanırdım.Bir gün belki o yağmurlu günde birlikte yürüyüp , birlikte ıslanacaktık.

          Yatma vakti gelmişti ve onsuz geçirdiğim bir gün daha bitiyordu.Düşündüm , acaba korkularımı yenip ona seneler önce yaptırdığım resmi doğum günün de versemmi ki diye.Korkuyordum galiba karşısına bir yabancı olarak çıkmaya.Cesaretim sadece hayallerimde saklı idi ; ama vakti gelmişti herşeyin , gerçeklerin.Hayaller kurdum tekrar , başbaşa bir seyehat.

Venedik’e gidip şehrin tam ortasından akan suyun üstünde huzur dolu bir gün geçirmeyi düşünüyordum.Ne insanlar , ne sorular , ne de cevaplar vardı.Sadece aşk , sadece ...

Sandalın üstünde etrafı seyrediyordu ben ise sadece onu.Yıllardır yapamadığım şeyi , hediyeyi verdim.Resim de onun gibi sonsuz güzelliği bitmemişti.Her gün sanki her an gelicek ona vereceğim gibi yanımda beklettim ve o an geldi.Şimdi yanımda ve korkuların bittiğini anladım.Sandaldan indirdi beni koşa koşa ilerliyorduk.Ben huzur o ise eğlence istiyordu sanki son günlerini yaşar gibi.Tanımadığımız insanların fotoğraflarını çekip , onlara hediye ediyorduk.Sadece biz değil , onları da mutlu ediyorduk.Geziyor , eğleniyor , bazen romantik , bazen de çocukca yaşıyorduk başbaşa günlerimizi.Başbaşa gezerken orda oturan yaşlı amcayı gördük.Yanına gittik dakikalarca bekledik yaptığı tek şey  susmaktı.En son bize baktı ve gülümsedi.Her gittiğimizde onun yanına her gün başka bir hikayesini anlatıyordu ; ama hepsi acı doluydu.En son hikayesinde korkulardan bahsetti , aşık olduğu kadından.Sadece seni seviyorum diyememenin acılarından bahsetti ve sonra hiç aşık olamamanın ızdırabından . Hemen kendi korkularım aklıma geldi.Acaba bende ilerde o yaşlı adam gibi olursam diye düşündüm.

Otel’e doğru yürümeye başladık.Gerçekleri söylemenin tam zamanı olduğunu anladım.Geldiğimizde ilk defa gördüğüm o kırmızı elbisesini giymişti , saçlarını açmıştı.Sanki çok özel bir gündü onun için , o da mı düşlüyordu seni seviyorum dememi.Ellerinden tuttum ve güneşi gösterdim.Güneş batarken yoksa sonsuz bir aşkmı doğuyordu .

O an bitmeden sıçrayarak uyandım , rüya da olduğumu anlamıştım.Yanımda duran tozlu takvime baktım ve Kasım’ı gösteriyordu.Uyandığımda her şey o takvim gibi tozlanmıştı.Camdan baktığımda yağmur yağıyordu.Hemen resmi aldığım gibi koşa koşa evine gittim.Hayal ettiğim gibi pencereden bakıyordu kırmızı elbisesi ile fakat bu kişi ben değil , o idi.Elimdeki resim birden yağmurun sularına düştü , kayboldu suların içinde.Zaten bir anlamı kalmamıştı.Bunca zaman keşke hayal etmeseydim , keşke ona aşık olduğum günün yağmurunda şimdi ki resim gibi bende boğulsaydım da üzülmeseydim.O amca , o yaşlı amca.Aslında bende gerçeklerin içinde onun gibiymişim , şimdi ömür boyu susmaktan korkmuyorum , üzülmüyorum.

          Çünkü gerçek olan bu , susmak ...
                           
                                                     

24 Kasım 2009 Salı

Üzüntü


        Camdan baktığımda üzüntüyü görüyordum sanki .Karşımdaki karanlık üzüntünün simgesimiydi acaba .Ay bile ortada yoktu bu akşam . O da mı bugün üzgündü sanki .Yolda iken balkondaki bana bakan insanlara karanlık mı saçıyordum yoksa onlar en baştan beri üzüntünün laneti içindelermiydi ? Hiç bi fikrim yok aslında.Bir an önce bu karanlıktan kurtulmak istiyordum ama giderek o karanlık artıyordu sanki.Onu hissedebiliyordum. 

         Gülmek istiyordum ama olmuyordu , izin vermiyordu . Bunların bitmesi için güneşin gülüşünü beklemek mi zorundaydım.Tam herşey bitti derken o çıkıverdi karşıma , o kız.

Bir küçük gülüşle herşeyi baştan yarattı ve rüya bitti . Ben o kızı tekrar görmek istedim rüyada da olsa ama olmadı.Sadece gülüşü aklımdaydı.Tek gülüşü herşeyi yırtıp atmıştı ama onu görmek istiyordum ısrarla , üzüntülü karanlığıma dönmek pahasına .. Tanrı buna izin vericekmiydi peki ? 

"18:30 Suları"

23 Kasım 2009 Pazartesi

Kader'e İnanır mısınız ?


O adam , o yaşlı adam artık aramız da yok malesef.Her gün okula giderken onu görürdüm , çiçeklerini sulardı etrafa dinç bi şekilde bakardı hep ; ama eskidendi artık o.Çok garipime gidior , şimdi daha bir kaç gün öncesine kadar onu çiçek sularken görüyordum , şimdi onlar onun mezarına suladığı çiçekleri götürüyor.Kader mi bu?Bazen kadere inanmak bile istemiyordum gerçekler gibi ama inanmak zorundayız tıpkı hayatta olan her şey gibi.Peki neden bu kader hep tam olmayacak zamanda vuruyor , neden ? Hep bu üzücü olayları kader ile bağdaştırdığımız için mi sizce ?Belki , neden olmasın .. Şimdi ki duygularımı yazarken söylemeliyim ki o yaşlı amca ile muhattap bile olmadım gerçekden uzun süredir konuşmadım sadece bakıştık.Galiba her zaman konuşmaktan korktuğum içindir.

         Etrafımdaki insanların gözlerine bakarken hiç üzüntü görmedim sanki insanlar kandırırcasına üzülüyor gibi idi farklı bir bakışlar içersinde idilerdi. Acaba bende ani bir şekilde ölürsem bunlar mı olucaktı.Hiç bir fikrim bile yok aslında hiç ölmedimki zaten olsun ..
         Ben bir çok kez intiharı düşündüm ve yapmaya da karar verdiklerim oldu .. Aslında yapabilirdim ama hep şu aklıma geldi o amcaki gibi.Ben öldükten sonra hayat değişecekmiydi , insanlar üzülecek miydi ve o üzülecekmiydi.Şu olurdu galiba.Babam içkiye yeniden başlar , yada intihar ederdi ya da bizimkiler boşanırlardı ya da hiçbiri . Sanki ben hiç dünyaya gelmemiş gibi de devam ederdiler hayatlarına.Peki arkadaşlarım , dostlarım ve diğerleri .. Bensiz sigara , nescafe , çay ve en güzeli o herkesçe kabul edilen kaliteli espiriler eskisi kadar güzel olucakmıydı bensiz.Bunları düşünmek o kadar çok vaktini alıyor ki hayatta intihar edicek vaktin bile kalmıyor.Tabi bunlar güzel yanları.
Peki diğerleri ne olucak.Üzdüklerim , kırdıklarım , kıskandıklarım ve izinsiz bir şekilde o hayal ettiğim kız.Onlara bir özür dilemeden mi gidicektim ?