30 Kasım 2009 Pazartesi

Aralık İçin Küçük Bir Hediye


Aralık için Küçük Bir Hediye

            Takvime baktığımda Aralık idi.Bu ayı severdim çünkü şans getirdiğine inanırdım.Kafamda sürprizler vardı ; ama süprizlerden nefret ederdim.Benim en büyük sürprizim ona aşık olmaktı.Bu sürpriz onu mutlu edecek miydi peki. Yıllar geçmesine rağmen ona hala aşıktım ve hiç evlenmedim , yapamadım.Hep hayal ettim bir gün beni sever diye ; ama hayaller ile gerçekler aynı anda yaşanmıyormuş.Aralık’ın her yağmurlu gecesin de hep onu düşünürdüm  çünkü her yağmur yağdığında kapısının önünden geçerdim.Belki camdan bakıp ıslanışımı görür sanırdım.Bir gün belki o yağmurlu günde birlikte yürüyüp , birlikte ıslanacaktık.

          Yatma vakti gelmişti ve onsuz geçirdiğim bir gün daha bitiyordu.Düşündüm , acaba korkularımı yenip ona seneler önce yaptırdığım resmi doğum günün de versemmi ki diye.Korkuyordum galiba karşısına bir yabancı olarak çıkmaya.Cesaretim sadece hayallerimde saklı idi ; ama vakti gelmişti herşeyin , gerçeklerin.Hayaller kurdum tekrar , başbaşa bir seyehat.

Venedik’e gidip şehrin tam ortasından akan suyun üstünde huzur dolu bir gün geçirmeyi düşünüyordum.Ne insanlar , ne sorular , ne de cevaplar vardı.Sadece aşk , sadece ...

Sandalın üstünde etrafı seyrediyordu ben ise sadece onu.Yıllardır yapamadığım şeyi , hediyeyi verdim.Resim de onun gibi sonsuz güzelliği bitmemişti.Her gün sanki her an gelicek ona vereceğim gibi yanımda beklettim ve o an geldi.Şimdi yanımda ve korkuların bittiğini anladım.Sandaldan indirdi beni koşa koşa ilerliyorduk.Ben huzur o ise eğlence istiyordu sanki son günlerini yaşar gibi.Tanımadığımız insanların fotoğraflarını çekip , onlara hediye ediyorduk.Sadece biz değil , onları da mutlu ediyorduk.Geziyor , eğleniyor , bazen romantik , bazen de çocukca yaşıyorduk başbaşa günlerimizi.Başbaşa gezerken orda oturan yaşlı amcayı gördük.Yanına gittik dakikalarca bekledik yaptığı tek şey  susmaktı.En son bize baktı ve gülümsedi.Her gittiğimizde onun yanına her gün başka bir hikayesini anlatıyordu ; ama hepsi acı doluydu.En son hikayesinde korkulardan bahsetti , aşık olduğu kadından.Sadece seni seviyorum diyememenin acılarından bahsetti ve sonra hiç aşık olamamanın ızdırabından . Hemen kendi korkularım aklıma geldi.Acaba bende ilerde o yaşlı adam gibi olursam diye düşündüm.

Otel’e doğru yürümeye başladık.Gerçekleri söylemenin tam zamanı olduğunu anladım.Geldiğimizde ilk defa gördüğüm o kırmızı elbisesini giymişti , saçlarını açmıştı.Sanki çok özel bir gündü onun için , o da mı düşlüyordu seni seviyorum dememi.Ellerinden tuttum ve güneşi gösterdim.Güneş batarken yoksa sonsuz bir aşkmı doğuyordu .

O an bitmeden sıçrayarak uyandım , rüya da olduğumu anlamıştım.Yanımda duran tozlu takvime baktım ve Kasım’ı gösteriyordu.Uyandığımda her şey o takvim gibi tozlanmıştı.Camdan baktığımda yağmur yağıyordu.Hemen resmi aldığım gibi koşa koşa evine gittim.Hayal ettiğim gibi pencereden bakıyordu kırmızı elbisesi ile fakat bu kişi ben değil , o idi.Elimdeki resim birden yağmurun sularına düştü , kayboldu suların içinde.Zaten bir anlamı kalmamıştı.Bunca zaman keşke hayal etmeseydim , keşke ona aşık olduğum günün yağmurunda şimdi ki resim gibi bende boğulsaydım da üzülmeseydim.O amca , o yaşlı amca.Aslında bende gerçeklerin içinde onun gibiymişim , şimdi ömür boyu susmaktan korkmuyorum , üzülmüyorum.

          Çünkü gerçek olan bu , susmak ...
                           
                                                     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder